5 Aralık 2013 Perşembe

Okumak Cahilliktir!!

Okumak cahilliktir!!!

Bu da ne şimdi demeyin ve silahlarınız indirip dinleyin önce.



Evet okuyan insan önünde sonunda cahil olacaktır. Nasıl mı ?

Düşünelim ;

Hayatını ilim öğrenmeye, kitap okumaya adamış bir insan mutlaka görecektir ki kendi sahip olduğu bilgi miktarı evrendeki bilginin yanında bir hiçtir, adeta denizde bir kum taneciği bile değildir.Sürekli okuduğu halde Dünya üzerinde yer alan bilginin belki milyarda birine ancak sahiptir.Üstelik toplam bilgi miktarı da her geçen sene ikiye üçe katlanarak artmaktadır.

Evet işte bu insan evladı bilinçli biri ise kendisinin cahilliğini kabul eder.Hayır etmezse gerçek apaçık ortada olduğu için yine cahil olacaktır.

Gelelim ikinci ihtimal grubundaki insanlara.

Bir insan az okuyup, pragmatist bir hareketle okuyup başka şeyleri okumama gibi bir davranış gösterirse bu kişi sahip olduğu bilgiyi kullandığı için mutlaka bir kibre kapılacak, bilgisiyle insanlara hükmetmek, onları yönlendirmek isteyecektir.

Evet bir şeyi bildiğini zannetmenin kibri.Böylesi daha tehlikeli ve daha cahil!!

Bence makbul olan cahillik birinci kısımdaki cahillik!

Genel Kültür

  Ne menem bir şey genel kültür denen bu şey!!

  İnsanların birbirinden üstün olmasının, bir işe girebilmenin ölçütü olmuş çıkmış.

  Evet günümüzde işsizlik büyük bir problem.İşe alımlarda kullanılan bir yöntem ise standart genel kültür testleridir.Bazen de insanların sizi cahil veya cahil olmayan diye sınıflandırmasının ölçütü!!

 Nedir? Ne işe yarar?

  Bilgisizliğin bilgisidir genel kültür.Adeta bir şey bilmemenin kılıfı olmuş çıkmıştır.Biraz ordan biraz burdan bilgi kırıntıları birleştirilip paketlenir ve hoop adı genel kültür olur.Derinlemesine hiçbir bilgi yoktur.
İnsan oğlu olarak sorunların üzerini kapatmakta üstümüze yok. İşte bu da o kapatmalardan birisi.

  Bilgisizliğimize uydurduğumuz bir kılıf.

  Bana kalırsa genel kültürü en yüksek olanlar en cahil olanlardır!!!

4 Aralık 2013 Çarşamba

1984



BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT


George ORWELL ‘ ın muhteşem başyapıtı. Hayvan çiftliğini okuyup sosyalizmin dinamiklerini çok güzel bir şekilde analiz ettikten sonra bu kitap geriye kalan noktaları doldurmakta adeta bir harç görevi görüyor. Kitabın içeriğine bir bakacak olursak Düşünce polisi, sevgi bakanlığı, gerçek bakanlığı, büyük birader gibi kavramlar ilk başta dikkat çekiyor.


  Düşünce polisi her türlü düşünme eylemine karşı savaş açmış nerede farklı bir şey düşünüldüğünü hissettiğinde hemen harekete geçip düşünceyi kökünden yok eden bir polis. Esas amacı partinin düşünceleri dışında kalan her şeyi yok etmek. Her an yakalanma korkusu ve partinin propagandaları yüzünden zaten insanların düşünecek hali kalmamış ya hoş.
 
  Sevgi bakanlığı adının tam tersine işkencelerin, beyin yıkama işlemlerinin yapıldığı bir mekân. Eğer düşünce polisi yüzünden bir gün yakalanırsanız bir gün buraya yolunuz düşecektir. Kahramanımız Winston da önünde sonunda buraya düşecek ve diğer düşünce suçlularıyla aynı kaderi paylaşacaktır.
 
  Gerçek bakanlığı yine adıyla tam zıt işlerin gerçekleştiği bir yer. Bütün haberler, romanlar, gazeteler, her türlü tiyatro ve sinema ve aklınıza gelebilecek her şey gerçek bakanlığına uğramadan piyasaya giremez. Burada bütün yazılar partinin görüşleri doğrultusunda yeni baştan yazılır veya değiştirilir. Örnek vermek gerekirse Okyanusya 2 yıldır Doğuasya ile savaştadır ama yeni bir gelişme sonucu Doğuasya artık düşman olmaktan çıkmış, düşman Avrasya olmuştur. Burada Gerçek bakanlığına düşen iş bütün belgeleri yeni baştan yazıp halkı Doğuasya ile hiçbir zaman savaşta olunmadığına aksine geçmişten beri Avrasya ile savaşta olunduğuna inandırmaktır.
 
  Gelelim Büyük biradere (BB) Büyük birader siyaset kitaplarında dahi yerini almış bir kavramdır. Burada devleti ve partiyi simgelemektedir. Her yerde onun posterleri ve gözleri bulunmaktadır. Kafanızı nereye çevirirseniz çevirin onu görürsünüz O hep sizi izlemektedir ve bütün davranışlarınız kontrol altındadır. Tarihin en büyük Monarşilerinde bile bulunmayan her yeri her an denetleme ve gözetleme ve her yere hâkim olma gücünü tele ekranlarla kullanmaktadır.
 
  Bir ütopya çizmiş bize Orwell ama kara bir ütopya. Okuyana ve bilinçli olana çok dersler ve uyarılar var bu ütopyada.