
BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT
George ORWELL ‘ ın
muhteşem başyapıtı. Hayvan çiftliğini okuyup sosyalizmin dinamiklerini çok
güzel bir şekilde analiz ettikten sonra bu kitap geriye kalan noktaları
doldurmakta adeta bir harç görevi görüyor. Kitabın içeriğine bir bakacak
olursak Düşünce polisi, sevgi bakanlığı, gerçek bakanlığı, büyük birader gibi
kavramlar ilk başta dikkat çekiyor.
Düşünce polisi her
türlü düşünme eylemine karşı savaş açmış nerede farklı bir şey düşünüldüğünü
hissettiğinde hemen harekete geçip düşünceyi kökünden yok eden bir polis. Esas
amacı partinin düşünceleri dışında kalan her şeyi yok etmek. Her an yakalanma
korkusu ve partinin propagandaları yüzünden zaten insanların düşünecek hali
kalmamış ya hoş.
Sevgi bakanlığı adının tam tersine işkencelerin, beyin
yıkama işlemlerinin yapıldığı bir mekân. Eğer düşünce polisi yüzünden bir gün
yakalanırsanız bir gün buraya yolunuz düşecektir. Kahramanımız Winston da
önünde sonunda buraya düşecek ve diğer düşünce suçlularıyla aynı kaderi
paylaşacaktır.
Gerçek bakanlığı yine adıyla tam zıt işlerin gerçekleştiği
bir yer. Bütün haberler, romanlar, gazeteler, her türlü tiyatro ve sinema ve
aklınıza gelebilecek her şey gerçek bakanlığına uğramadan piyasaya giremez.
Burada bütün yazılar partinin görüşleri doğrultusunda yeni baştan yazılır veya
değiştirilir. Örnek vermek gerekirse Okyanusya 2 yıldır Doğuasya ile savaştadır
ama yeni bir gelişme sonucu Doğuasya artık düşman olmaktan çıkmış, düşman
Avrasya olmuştur. Burada Gerçek bakanlığına düşen iş bütün belgeleri yeni
baştan yazıp halkı Doğuasya ile hiçbir zaman savaşta olunmadığına aksine
geçmişten beri Avrasya ile savaşta olunduğuna inandırmaktır.
Gelelim Büyük biradere (BB) Büyük birader siyaset kitaplarında
dahi yerini almış bir kavramdır. Burada devleti ve partiyi simgelemektedir. Her
yerde onun posterleri ve gözleri bulunmaktadır. Kafanızı nereye çevirirseniz
çevirin onu görürsünüz O hep sizi izlemektedir ve bütün davranışlarınız kontrol
altındadır. Tarihin en büyük Monarşilerinde bile bulunmayan her yeri her an
denetleme ve gözetleme ve her yere hâkim olma gücünü tele ekranlarla
kullanmaktadır.
Bir ütopya çizmiş bize Orwell ama kara bir ütopya. Okuyana
ve bilinçli olana çok dersler ve uyarılar var bu ütopyada.